Çocuk nörolojik acil durumlarında klinik yaklaşım; beyni ve sinir sistemini korumak amacıyla hayati fonksiyonların hızla stabilize edilmesini ve ardından vakit kaybetmeden nedene yönelik tıbbi müdahalenin başlatılmasını içeren dinamik bir yönetim sürecidir. Bu kritik tablolarda tanı ve tedavi yönetimi, her saniyenin beyin dokusu için taşıdığı hayati değer göz önünde bulundurularak, güncel protokoller ve hassas ilaç dozajları eşliğinde profesyonel bir titizlikle yürütülür. Doğru acil müdahale stratejileri, çocuklarda kalıcı nörolojik hasarların önlenmesi ve sinir sistemi gelişiminin korunması için en temel savunma hattını oluşturarak hayata tutunma şansını en üst seviyeye çıkarır.
Çocuk Acil Tıp Pratiğinde Nörolojik Acil Durumlar Neden Çok Kritiktir?
Çocukların sinir sistemi, tıpkı büyüyen bir fidan gibi sürekli bir gelişim ve değişim aşamasındadır. Beyin hücreleri arasındaki bağlantılar her geçen gün artar, sinir iletimini hızlandıran özel kılıflar yaşla birlikte olgunlaşır. Bu hızlı büyüme ve gelişme süreci, çocuk beynini öğrenmeye çok açık hale getirdiği gibi, dışarıdan gelen tehlikelere, oksijensizlik durumlarına veya hücresel metabolizma bozukluklarına karşı da yetişkinlere kıyasla çok daha hassas bir konuma getirir. Bir yetişkinin beyni belirli bir hasara bir dereceye kadar dayanabilirken, gelişmekte olan bir çocuk beyni aynı hasardan çok daha derin ve kalıcı şekilde etkilenebilir.
Bu nedenle nörolojik krizler, hızla tanınıp doğru tıbbi adımlar atılmadığında geri döndürülemez sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahiptir. Uzun süren ve durdurulamayan nöbetler, trafik kazaları veya yüksekten düşmeler sonucu oluşan şiddetli kafa travmaları, beyni doğrudan etkileyen ani ve ağır enfeksiyonlar veya vücudun genel dengesini bozan metabolik krizler bu durumların başında gelir. Bu tür olaylarda uygulanan tedavi yaklaşımları, tamamen çocuğun yaşına, mevcut kilosuna, organlarının ilaca vereceği tepkiye ve fizyolojik toleransına göre milimetrik hesaplamalarla yürütülür. Amaç sadece o anki krizi atlatmak değil çocuğun gelecekteki zihinsel ve bedensel gelişimini de en iyi şekilde koruma altına almaktır.
Çocuk Acil Tıp Birimlerinde Sık Görülen Status Epileptikus (Uzamış Nöbet) Nedir?
Sinir sisteminin işleyişi muazzam bir denge üzerine kuruludur. Normal şartlar altında beyindeki hücreler birbirleriyle son derece düzenli elektriksel ve kimyasal sinyaller aracılığıyla iletişim kurar. Bu iletişim, beynin “frenleyici” ve “hızlandırıcı” sistemleri arasındaki kusursuz uyum sayesinde gerçekleşir. Ancak bir nöbet anında, beynin belirli bir bölgesindeki veya tamamındaki hücreler aynı anda, tamamen kontrolsüz ve çok şiddetli bir şekilde elektriksel deşarj üretmeye başlar. Bu durum beynin içinde adeta büyük bir elektriksel fırtına kopması gibidir.
Tıp literatüründe geleneksel olarak yarım saati geçen nöbetler tehlikeli kabul edilse de güncel yaklaşımlarda bir nöbet beş dakikayı geçmişse, beynin kendi kendini durdurma ve bu fırtınayı dindirme mekanizmalarının artık yetersiz kaldığı kabul edilir. Bu sürenin aşılmasıyla birlikte beynin frenleyici kimyasalları tükenir ve uyarıcı, hızlandırıcı kimyasallar ortama tamamen hakim olur. Fırtına ne kadar uzun sürerse, beyin hücrelerinin aşırı enerji tüketimine bağlı olarak oksijensiz kalma ve kalıcı hasar görme ihtimali o kadar artar. Bu sebeple beşinci dakikadan itibaren durum artık sıradan bir nöbet olmaktan çıkar ve en üst düzey alarm durumu olarak kabul edilir.
Uzamış Nöbet Geçiren Bir Çocuğa Çocuk Acil Tıp Yaklaşımı Hangi Adımları İçerir?
Nöbet geçiren bir çocuk hastaneye getirildiğinde, zamanla çok ciddi bir yarış başlar ve dışarıdan ne kadar karmaşık görünse de müdahale son derece standart ve net kurallara bağlı bir düzene göre yapılır. İlk beş dakikalık zaman dilimi stabilizasyon evresi olarak adlandırılır. Burada temel kural her zaman yaşamsal fonksiyonların, yani solunumun ve dolaşımın anında güvence altına alınmasıdır.
Çocuğun nefes borusunun açık kalmasını sağlamak için başı ve boynu özel bir açıya getirilir, ağız içinde birikmiş olabilecek tükürük veya salgılar özel cihazlarla hızla temizlenir. Nöbet sırasında kasların kasılması solunumu zorlaştırdığı ve beyin hücreleri çok daha fazla oksijen talep ettiği için, çocuk nefes alabiliyor görünse dahi mutlaka dışarıdan en yüksek yoğunlukta oksijen desteği verilir. Vücuda giren oksijenin beyne ulaşabilmesi için kalbin düzenli kan pompalaması gerekir. Bu sırada kalp atış hızı, tansiyon ve kandaki oksijen miktarı özel cihazlarla anlık olarak ekrana yansıtılır ve sürekli takip edilir. En kritik adımlardan biri de hızlıca damar yolu açılarak kan şekerine bakılmasıdır. Çünkü kan şekerinin çok düşmesi tek başına beyin fırtınasının sebebi olabilir ve böyle bir durumda sadece damardan şeker verilmesi bile nöbeti saniyeler içinde durdurabilir.
Temel ilk müdahale adımları şunlardır:
- Havayolu temizliği
- Oksijen desteği
- Şeker ölçümü
- Damar yolu
- Tansiyon takibi
Nöbeti Durdurmak İçin Çocuk Acil Tıp Kapsamında Hangi İlaçlar Kullanılır?
Eğer ilk dakikalardaki temel yaşamsal desteklere rağmen kriz kendiliğinden yatışmazsa, farmakolojik yani ilaçlı tedavi aşamasına geçilmesi zorunludur. Bu süreç beynin fırtınasını dindirmek için belirli basamaklar halinde tasarlanmıştır.
Birinci basamak tedavide asıl hedef, beynin tükenmiş olan frenleyici sistemlerini dışarıdan verilen ilaçlarla hızla tekrar devreye sokmaktır. Eğer sağlık ekibi damar yolunu açabilmişse, etkisini saniyeler içinde gösteren güçlü sakinleştirici ve kas gevşetici ilaçlar doğrudan damar içine verilir. Bazen çocukların damarları çok ince olduğundan veya nöbetin şiddetinden dolayı damar yolu hemen açılamayabilir. Böyle bir durumda zaman kaybetmemek adına, aynı ilaçlar kas içine, burun boşluğuna özel bir sprey şeklinde veya makat yoluyla uygulanarak ilacın hızla kana karışması sağlanır.
Bu ilk ilaçlarla sonuç alınamazsa, yirminci dakikalara doğru ikinci basamak adı verilen daha farklı mekanizmalara sahip ilaçlara geçilir. Bu ilaçlar aniden verilmez; özel serumların içine hesaplanarak katılır ve yavaş yavaş, belirli bir sürede damardan vücuda gönderilir. Hangi ilacın tercih edileceği çocuğun yaşına, nöbetin türüne ve daha önceden var olan başka rahatsızlıklarına göre belirlenir.
Sık kullanılan nöbet ilaçları şunlardır:
- Midazolam
- Diazepam
- Fenitoin
- Sodyum Valproat
- Levetirasetam
- Fenobarbital
Nöbet İlaçlara Yanıt Vermezse Dirençli Krizlerde Çocuk Acil Tıp Uzmanları Ne Yapar?
Uygulanan tüm ilaçlara rağmen nöbet aralıksız olarak bir saati bulmuşsa veya uygulanan farklı ilaç grupları fırtınayı dindirmekte tamamen başarısız kalmışsa, artık bu tablo tıbbi olarak çok daha dirençli ve tehlikeli bir aşamaya geçmiş demektir. Bu noktada çocuk, çok daha yakın ve cihazlı takibin yapılabileceği çocuk yoğun bakım ünitesine alınmak zorundadır.
Beyni sürekli devam eden bu yıkıcı fırtınadan korumak, enerji depolarının tamamen tükenmesini ve hücrelerin ölmesini engellemek için radikal bir karar alınır. “Medikal koma” adı verilen bir durum yaratılarak çocuğun beyni tamamen uyku moduna geçirilir. Bu amaçla ameliyathanelerde kullanılan çok güçlü anestezik ilaçlar, özel bilgisayarlı pompalar yardımıyla çocuğun damarından kesintisiz olarak vücuda gönderilmeye başlanır. Bu süreçte beyindeki elektriksel fırtınanın tamamen durup durmadığını anlamak dışarıdan bakarak mümkün olmaz, çünkü çocuğun kas hareketleri zaten durmuştur. Bu nedenle beyin dalgaları özel elektrotlarla sürekli olarak cihaza yansıtılır ve ilacın dozu, ekrandaki dalgalar tamamen düzleşene ve beyin tam anlama dinlenmeye geçene kadar ayarlanır. Beyin bir süre bu şekilde uyutularak kendini toparlaması ve fırtınanın kaynağının sönmesi beklenir.
Kafa İçi Basınç Artışı Sendromu (KİBAS) Çocuk Acil Tıp Polikliniklerinde Hangi Belirtilerle Anlaşılır?
Kafatası, bebeklik dönemindeki esnek dokuların zamanla kapanması ve kemikleşmesiyle birlikte tamamen esneme payı olmayan, kapalı bir kutu formunu alır. Bu kemik kutunun içinde çok hassas bir dengeye sahip üç ana unsur bulunur. Bunlar beyin dokusunun kendisi, beyni besleyen kan ve beynin içinde yüzdüğü beyin omurilik sıvısıdır. Bu üç unsurun toplam hacmi daima sabit kalmak zorundadır. Eğer dışarıdan gelen şiddetli bir darbe, içeride kanayan bir damar, aniden büyüyen bir kitle veya beynin kendi dokusunun şişmesi gibi nedenlerle bu unsurlardan herhangi birinin hacmi artarsa, kafatasının dışarıya doğru esneme lüksü olmadığı için içerideki basınç inanılmaz bir hızla yükselmeye başlar.
Basınç çok yükseldiğinde, kapalı kutudaki beyin dokusu kaçacak tek yer olan kafatasının alt kısmındaki deliklerden omuriliğe doğru sıkışmaya ve fıtıklaşmaya başlar. Bu durum doğrudan nefes almayı ve kalp atışını kontrol eden beyin sapını ezdiği için saniyeler içinde hayati tehlike yaratır. Bebeklerde bıngıldakların henüz açık olması çok ufak bir esneme payı sağlasa da bu durum sadece süreci biraz yavaşlatır, tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Bu basıncın yükseldiğini anlamak için dışarıdan bazı çok net işaretler aranır. Özellikle sabahları belirginleşen dayanılmaz baş ağrısı, öncesinde hiçbir mide bulantısı hissi olmadan aniden fışkırır tarzda şiddetli kusma ve çocuğun genel huzursuzluk hali çok büyük ipuçlarıdır.
Erken dönem uyarı işaretleri şunlardır:
- Baş ağrısı
- Fışkırır tarzda kusma
- Aşırı huzursuzluk
- Papilödem
- Bulanık görme
Kafa İçi Basıncı Yükselen Çocuklarda Acil Tıp Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Kafa içinde basıncın tehlikeli seviyelere çıktığından şüphelenilen bir çocuğa yapılacak müdahale, fiziksel önlemlerle tıbbi tedavilerin kusursuz bir uyumunu gerektirir. Öncelikle beynin neden baskı altında kaldığını anlamak için derhal gelişmiş görüntüleme yöntemlerine başvurularak kafatasının içi detaylıca incelenir. Bu aşamada asla yapılmaması gereken şey, teşhis koymak amacıyla belden su alma işlemidir. Çünkü belden sıvı boşaltıldığı anda kafa içindeki yüksek basınç, beyin dokusunu aniden aşağıya, boşalan alana doğru iterek fıtıklaşmayı saniyeler içinde tetikleyebilir.
Müdahalenin ilk fiziksel adımı, çocuğun başını ve gövdesinin üst kısmını yatakta belirli bir açıyla yukarı kaldırmaktır. Bu basit pozisyon değişikliği, boyun damarlarındaki kanın yerçekiminin de yardımıyla kalbe çok daha rahat dönmesini sağlayarak kafa içindeki kan göllenmesini azaltır. Nefes alıp verme süreci de makine ile tamamen kontrol altına alınır. Kanda karbondioksit gazının birikmesi beyin damarlarını genişletip içeride daha fazla yer kaplamalarına neden olacağı için, çocuğun nefes düzeni kanda ideal oksijen ve karbondioksit oranlarını sağlayacak şekilde ayarlanır. Bazen beyin hücrelerinin etrafında aşırı sıvı birikir. Bu durumda ödem çözücü çok yoğun tuzlu veya şekerli serumlar damardan verilerek, kanın yoğunluğu artırılır. Bu serumlar adeta bir sünger gibi beyin dokusundaki fazla suyu kendi içine, yani damarlara çeker ve böbrekler yoluyla vücuttan atılmasını sağlar. Ayrıca çocuğun ağrı hissetmesi veya ajite olması kafa içi basıncını doğal olarak artıracağından, uygun dozda güçlü ağrı kesiciler kullanılarak bedenin tamamen sakinleşmesi sağlanır.
Çocuk Acil Tıp Kapsamında Kafa Travmaları İçin PECARN Algoritması Neden Kullanılır?
Düşme, çarpma, bisiklet kazaları veya trafik kazaları sonucunda kafasına darbe alan çocuklarda en hassas ve kritik karar aşaması, görüntüleme yöntemlerinin seçimidir. Gelişen teknoloji sayesinde bilgisayarlı tomografi cihazları saniyeler içinde kafa içinin çok net fotoğraflarını çekebilmektedir. Ancak bu cihazlar X ışınları kullanarak çalışır. Çocukların hücreleri sürekli bölünme ve büyüme eğiliminde olduğu için radyasyona karşı yetişkinlerden katbekat daha duyarlıdır. Gereksiz yere tomografi çekilmesi, çocuğun ileriki yaşantısında kanser gelişme riskini az da olsa artırır. Bu nedenle gerçekten içeride hayati bir kanama olup olmadığını gözden kaçırmamak ile çocuğu gereksiz radyasyondan korumak arasında çok ince bir çizgi vardır.
Tüm dünyada bu ince çizgiyi en iyi şekilde korumak için bilimsel araştırmalar sonucu geliştirilmiş bazı karar kuralları uygulanır. Çocuğun yaşı bu kurallarda temel belirleyicidir. Özellikle iki yaş altındaki bebeklerde kafatası kemiklerinin çok ince olması, en ufak bir darbenin bile içeriye daha fazla yansımasına neden olabilir. Bebeğin kazadan sonra ağlamaması, bilincinin yerinde olmaması veya kafasına dokunulduğunda kemikte bir çöküntü hissedilmesi kesinlikle tomografi çekilmesini gerektirir. Ancak çocuk tamamen uyanıksa, sadece kafasında ufak bir şişlik varsa, kazanın şekli çok şiddetli değilse, hekim aileyle işbirliği yaparak radyasyon vermek yerine çocuğu hastanede belirli bir süre gözlem altında tutmayı en güvenli yol olarak seçebilir.
Tomografi kararında dikkate alınan durumlar şunlardır:
- Koma durumu
- Kafatası kırığı
- Şiddetli kusma atakları
- Hafıza kaybı
- Denge bozukluğu
Akut Ensefalopati Nedir ve Çocuk Acil Tıp Bölümlerinde Nasıl Teşhis Edilir?
Akut ensefalopati, kelime anlamı olarak beynin genel işleyişinin ve fonksiyonlarının aniden, saatler veya günler içinde ciddi şekilde bozulması durumudur. Çocuğun dış dünya ile iletişiminin kopması, aşırı uyku haline girmesi, halüsinasyonlar görmesi veya tamamen koma durumuna geçmesiyle karakterizedir. Bu tablo genellikle beynin kendi dokusuna yerleşen bir mikroptan ziyade, vücudun başka bir yerinde gelişen basit bir enfeksiyona karşı bağışıklık sisteminin verdiği aşırı ve kontrolsüz tepkinin sonucunda oluşur. Vücudu savunmak için üretilen bağışıklık hücreleri ve salgılar, bir nevi dost ateşi yaratarak beyin hücrelerinin normal çalışmasını engeller.
Bu durum farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Bazen çok sağlıklı bir çocuk sıradan bir grip benzeri hastalıktan sonra aniden komaya girebilir. Bazen de ateşli bir hastalığı takiben günlerce süren, hiçbir ilaca cevap vermeyen çok dirençli nöbetler zinciri başlayabilir. Bu sinsi durumu teşhis edebilmek için çocuğun beyin dalgaları sürekli olarak izlenerek beynin genel yavaşlaması kayıt altına alınır. Bel çevresinden alınan beyin omurilik sıvısı incelendiğinde genellikle herhangi bir mikrop veya iltihap hücresine rastlanmaz; bu da sorunun doğrudan bir enfeksiyon değil bağışıklık sisteminin yarattığı hücresel bir karmaşa olduğunu doğrular. Ancak laboratuvar testlerinin sonuçlanması zaman aldığından, ilk başvuru anında her ihtimale karşı beyin dokusunu korumak amacıyla çok güçlü antibiyotikler ve virüs öldürücü ilaçlar hızla damardan uygulanmaya başlanır.
Çocukluk Çağında İnme (Felç) Görülür Mü ve Acil Tıp Müdahalesi Nasıldır?
Toplum genelinde inme veya felç durumu sadece ileri yaşlarda ve damar sertliği olan yetişkinlerde görülen bir rahatsızlık olarak bilinir. Ancak çok nadir olsa da çocukluk çağında da beyni besleyen damarların tıkanmasına bağlı inmeler görülebilmektedir. Kanın pıhtılaşma sistemindeki genetik bozukluklar, doğuştan gelen kalp hastalıkları veya şiddetli enfeksiyonlar çocuklarda damar tıkanıklığına zemin hazırlayabilir.
Bir çocuğun yüzünün bir tarafında aniden kayma olması, bir kolunu veya bacağını kaldıramaması, aniden konuşma yetisini kaybetmesi gibi durumlarda, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi “zaman eşittir beyin dokusu” kuralı işletilir. Tıkanan damarın beslediği bölge, oksijensiz kaldığı her saniye hızla ölmeye başlar. Çocuğun belirtilerin başlamasından sonraki ilk saatler içinde hastaneye ulaştırılması hayati önem taşır. Hızlıca çekilen özel damar filmleriyle tıkanıklığın yeri tespit edilir. Eğer zaman çizelgesi uygunsa ve tıbbi engeller yoksa, pıhtıyı doğrudan damar içinde eriten çok güçlü damar açıcı ilaçlar uygulanarak beynin kan akışı tekrar sağlanmaya çalışılır.
Menenjit Şüphesi Olan Bir Çocuğa Çocuk Acil Tıp Yaklaşımı Ne Kadar Hızlı Olmalıdır?
Menenjit, insan beynini ve omuriliği dış etkenlerden koruyan, saran ve muhafaza eden zarların iltihaplanması durumudur. Özellikle bakterilerin neden olduğu menenjit tipleri, tıp dünyasındaki en acil durumlardan biridir. Bu hastalık kelimenin tam anlamıyla saniyelerle yarışılan, teşhis veya şüphe anında tereddüt edilmeden en sert tıbbi müdahalenin yapılması gereken bir tablodur. Müdahalede yaşanacak her bir dakikalık gecikme, bakterilerin beyin dokusuna zarar vermesine, çocuğun işitme duyusunu kalıcı olarak kaybetmesine, zihinsel gerilik yaşamasına veya hayatını kaybetmesine yol açabilir.
Menenjit şüphesi ile acil servise getirilen bir çocukta, test sonuçlarının çıkması beklenmez. Çocuğun yaşına ve o yaş grubunda en sık görülen bakteri türlerine göre belirlenmiş, kan-beyin bariyerini aşıp iltihaba ulaşabilme yeteneği en yüksek olan çok güçlü antibiyotikler derhal damar yolundan tam doz olarak verilir. Sadece bakterileri öldürmek yetmez; ölen bakterilerin parçalanması sırasında ortaya çıkan toksinlerin beyni daha fazla şişirmesini engellemek için antibiyotik tedavisinden hemen önce veya onunla eşzamanlı olarak bağışıklık sistemini baskılayan kortizon türevi ilaçlar devreye sokulur.
Menenjit tedavisinin ana bileşenleri şunlardır:
- Antibiyotikler
- Kortizon
- Sıvı desteği
- Ateş düşürücüler
Aniden Gelişen Felç (Akut Flask Paralizi) Çocuk Acil Tıp Alanında Hangi Hastalıklara İşaret Eder?
Akut flask paralizi, bir çocuğun kaslarında hiçbir travma olmaksızın aniden ortaya çıkan gevşeklik, tamamen güçsüz kalma ve vücut reflekslerinin kaybolması tablosudur. Aileler genellikle çocuklarının bir gün önce parkta koşup oynarken, ertesi sabah bacaklarının üzerine basamadığını veya kollarını kaldıramadığını fark ederek hastaneye başvurur.
Bu ürkütücü tablonun altında yatan en yaygın nedenlerden biri Guillain-Barré Sendromu’dur. Bu sendromda, geçirilmiş basit bir nezle veya ishalin ardından şaşıran bağışıklık sistemi, çocuğun kendi sinir kablolarını saran koruyucu kılıflara saldırmaya başlar. Güçsüzlük tipik olarak ayak uçlarından başlar ve günler içinde bacaklara, gövdeye ve kollara doğru simetrik olarak tırmanır. Buradaki en büyük klinik tehlike, felcin göğüs kafesini çalıştıran solunum kaslarına ulaşmasıdır. Böyle bir durumda çocuk nefes alamaz hale gelebilir. Benzer şekilde omuriliğin belli bir seviyesinde aniden gelişen iltihaplar da belden aşağısının tamamen felç olmasına yol açabilir. Ayrıca tarım ilaçlarına maruz kalma gibi şiddetli zehirlenmeler de sinir ucu iletimini bloke ederek ani felçlere neden olabilir.
Şeker Hastalığı Krizleri Çocuk Acil Tıp Merkezlerinde Beyni Nasıl Etkiler?
Bazen sinir sisteminin büyük krizler yaşamasının nedeni beynin kendi dokusu değil vücudun genel metabolizmasındaki çok ağır dengesizliklerdir. Özellikle çocukluk çağında görülen şeker hastalığında (Tip 1 Diyabet), vücutta insülin hormonunun olmaması nedeniyle kanda şeker seviyeleri inanılmaz boyutlara ulaşırken, hücreler şekeri kullanamadığı için enerji kaynağı olarak yağları yakmaya başlar. Bu durum kanda tehlikeli asitlerin birikmesine yol açar.
Bu şiddetli asit ve yüksek şeker komasına müdahale edilirken sıvı ve insülin tedavisi son derece yavaş ve dikkatli verilmelidir. Eğer kanda birikmiş olan şeker çok hızlı düşürülürse, kandan beyin dokusuna doğru ani bir su geçişi başlar. Bu hücum eden su, beynin kafatası içinde hızla şişmesine ve ölümcül beyin ödemine yol açar. Tam tersi bir durum olan hipoglisemide, yani kan şekerinin aşırı düşmesinde ise beynin tek ve ana yakıtı olan şeker kesildiği için beyin hücreleri saniyeler içinde fonksiyonlarını yitirir ve bu da doğrudan nöbetlere veya derin komaya neden olur.
Hangi Çocuk Acil Tıp Hastaları Yoğun Bakım Ünitesine Yatırılır?
Çocuk acil servislerinde değerlendirilen ve ilk müdahaleleri başarıyla yapılan hastaların evlerine mi gönderileceği, normal bir odaya mı alınacağı yoksa yoğun bakım ünitesine mi yatırılacağı kararı tamamen çocuğun o anki fizyolojik dayanıklılığına ve hastalığın potansiyel ilerleme riskine bağlıdır. Hastalığın adı ne olursa olsun, yaşamsal fonksiyonları tehdit eden her durum yoğun bakım gerektirir.
Çocuk bilincini tamamen kaybetmişse, yutkunma ve öksürme gibi doğal hava yolu koruma refleksleri kaybolmuşsa veya solunumu durma noktasına gelmişse, solunum cihazlarına bağlanmak ve sürekli takip edilmek üzere yoğun bakıma alınır. Saatler süren ilaç tedavilerine rağmen beynindeki fırtınası dindirilemeyen ve medikal komaya sokulması gereken dirençli nöbet hastaları, kafa içi basıncı sınırları zorlayan ve kafatası içine özel ölçüm cihazları yerleştirilmesi gereken kafa travmalı çocuklar yoğun bakımın sürekli gözetim altındaki en öncelikli hastalarıdır.
Yoğun bakım gerektiren fizyolojik durumlar şunlardır:
- Solunum yetmezliği
- Durdurulamayan nöbetler
- Derin koma
- Dolaşım çökmesi
- Şiddetli kanama
